Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden kara para ve kredi kartına takla attıran ve bu yol üzerinden para imparatorluğu kuran iş adamlarına değineceğimi söylemiştim.
Mevzu büyük..
Bu konuları birkaç yazı ile kaleme almayı düşünüyorum.
Kiminizin dostudur, kiminiz ise bu isimleri çok yakinen tanıyordur.
Ancak kişisel verileri koruma kanunu sebebi ile isimleri şimdilik paylaşamıyorum. Ayrıca bu isimlerle ilgili soruşturma henüz tamamlanmadı. Türkiye bir hukuk devleti. Her ne olursa olsun, buna inanıyoruz, inanmak istiyoruz. Fakat biz gazeteciler; gazetecilik, yani görevimizi yaptığımız için zaman zaman ağır yaptırımlara maruz bırakılıyoruz. Bu da kamuoyunu aydınlatma görevimizin aksamasına neden oluyor.
Olsun.. Devlet bakidir; bekler ve hamlesini yapar. Bizlerde Şehri izler, gözlemlerimizi kamuoyu ile paylaşır ve halkı bilgilendiririz.
Şimdi biraz bilgilenelim..
Paylaşımımın ardından tüm kamuoyu bu yazıyı bekler oldu. Aradınız, mesaj attınız, yorumlarla desteklerinizi dile getirip merakınızı dile getirdiniz.
Bu isimlerden birkaçının geçtiğimiz aylarda gözaltına alındığı iddia edildi. Konuyu araştırdım. Bilgileri topladım. Yaklaşık 2 ay olmuş. Gazeteleri taradım. Fakat konuyu hiçbir haber sitesinde göremedim. Bunun 3 sebebi olabilir. Ya haberler engellendi, ya akraba-dost ilişkileri ile sansürlendi. Ya da kimsenin haberi olmadı.
Bu büyük iş adamları, sanırım bu konuya kimsenin değinmeyeceğini, ‘namlarının’ büyük olduğunu düşünerek kimsenin bu duruma cesaret edemeyeceğini düşünmüş olabilir.
Ama öyle değil. Hala bölgemizde cesur kalemler yok değil!..
Bol şans dilerim.
Emeğin, alın terinin ve sanayinin kenti olarak anılan bir yerde; son yıllarda bazı sözde “iş insanlarının” yükseliş hikayeleri artık kimseye gerçekçi gelmiyor.
Çünkü ortada üretimle, yatırımla, istihdamla açıklanabilecek bir büyüme yok; aksine kredi taklaları, şüpheli para akışları ve kağıt üzerinde dönen ticaretlerle dolup taşmış servetler var.
Gerçek esnaf vergisini günü gününe öderken, işçi sabahın köründe vardiyaya giderken, bazıları bankalardan çekilen kredileri döndürüp durarak, borcu borçla kapatıp “büyüme” masalı anlatıyor.
Hadi oradan!
Nereden geldiği belli olmayan paralarla gelen yükselişlerin adına ticaret diyebilir miyiz?..
Elbette hayır!..
Lüks araçlar, şatafatlı ofisler ve ardı arkası gelmeyen yeni iş yerleri…
Sorulması gereken bir soru var: Bu nereye kadar devam edecek?
Yıllarca maden işçisinin karasıyla, sanayicinin yatırımıyla, esnafın emeğiyle ayakta kalan bölgede, bugün adı ‘zenginliği’ ile geçen isimlere baktığımızda birçoğu bir anda hayatımızda yer aldı.
Önceden zenginlerin isimleri yıllarca tabloda yer alırdı. Şimdi her dönüp baktığımda zenginler çoğalıyor, değişiyor.
Vatandaşın sırtından geçinenler, ihalelerde öne çıkmak için yalamadık taş bırakmayanlar, kaynağı belli olmayan milyon dolarlar..
İnşaat, gıda, kuyumcu, acenta.
Var bir şeyler!
Hepinize sırasıyla geleceğim.
Memleketimde esnaf kan ağlarken, vatandaş geçim derdi ile borç batağına girmişken, baba evladına yeri gelip meyve alamazken, ana evde nakış yapıp satmaya çalışıp geçinirken, sizin pisliğe bulanmış paranız gizli kalmaz, kalamaz.
Kolay yoldan zengin oldunuz, ama sizin için sonuçları kolay olmayacak.
Satırlarımı okurken herkes bir ‘neyim vardır’ diye düşünsün.
Kulağım bu sıra çok çınlıyor.
Devletin adaleti er ya da geç tecelli eder.
Devleti uyudu sandığınız an; uyuduğunuzda kabusunuz olarak geri döner.
Şimdilik isimler saklı kalacak, şimdilik uyuyacağız.
Unutulmasın. Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz..